Su Kaynakları Kime Aittir?
Bir sabah, bir fincan kahve eşliğinde güne başlarken aklıma takıldı: “Su kaynakları kime aittir?” Bu soruyu sormamın sebebi aslında oldukça basit: Koca bir hayat, binlerce insan ve tonlarca su var. Ama kimse, “Abi, bu su benim!” demiyor. Herkesin suyu sahiplenmeye hakkı var mı? Yoksa bu soruyu bir adım daha derinleştirip “Su, sadece doğanın mı?” diye mi sormalıyız?
Tabii, bir insan ne kadar düşündüğünde, kendi kendine “Neyim var ki, en son ne zaman düşündüm?” diye sorgulamadan da edemiyor. Çünkü 25 yaşında bir İzmirli olarak, hayat bazen tam anlamıyla bir su gibi akıp giderken, ben her zaman “Bir dakika, bu nasıl su?” diye düşünmeye başlıyorum. Neyse, şimdi bir çırpıda su kaynaklarının kimlere ait olduğu konusunda kafa yormak istiyorsanız, buyurun başlayalım.
Su Kaynakları Kime Aittir? Gelin Birlikte İnceleyelim!
Çoğumuzun bildiği bir gerçek var: İnsanlar susuz yaşayamaz. Hani bir gün evde su bittiğinde ne olur? Kendi evimde şöyle diyaloglar yaşanır:
Ben: “Ya, suda bir sıkıntı var. Durum kötü, biraz daha dayan.”
Arkadaş: “O ne demek? Su ne zaman bitiyor ki?”
Ben: “Evet, işte bu yüzden böyleyiz! Bir daha su almayı unutma!”
Ve tabii, aklımızda hiç durmadan dolaşan soru: “Su gerçekten kime ait?” Ya da daha açık sorayım: Kim demiştir ki su sadece bir kişinin hakkıdır?
Bence biz insanlar, genelde suyu “bunu ben alırım, bu benim” şeklinde sahipleniyoruz. Ama bir şekilde su, hiç kimseye ait değil. Hani su bittiği zaman biz de birbirimizi suçluyoruz. “Ya sen mi içtin tüm suyu?!” diye bağırırken, aslında su hepimizin. Ama kimse çıkıp da “Su kaynakları kime aittir?” diye düşündü mü? Ne dersiniz? Bir gün “Su bana aittir!” diyebilir miyiz?
Su Kaynaklarının Aitliği Üzerine Düşünceler
İzmir’de, gündelik hayatta çoğu kişi suyun ne kadar kıymetli olduğunu fark etmiyor. Her ne kadar sıcak yaz günlerinde suyun kıymetini anlasak da, genelde “Benim suyum!” diye bağıran biri olmadı. Ancak birinin daha fazlasına sahip olma çabası, bazen aşırı komik olabiliyor. Yani mesela bir arkadaşım var, sürekli suyun üzerine bir damla bile eklemekten korkuyor.
Arkadaş: “Abi, bir bardak daha su koysan, bu bardağın hepsi benden olur!”
Ben: “Valla, seninle uğraşmakta zorlanıyorum. Su bitti diyordum!”
Ve işte o an, düşündüm: “Su kaynakları gerçekten kime ait?” Cevap verecek kimse yok. Hepimiz aslında doğanın bir parçasıyız ve su da bu doğanın bize sunduğu bir armağan.
Su, Kimi Zaman Kendi Hakkını Arar
Şimdi gelin, şaka bir yana, suyun aslında ne kadar değerli olduğuna odaklanalım. Su kaynaklarının sahipliği, dünya üzerinde tartışılmaya değer bir konu. Su, doğal olarak kimseye ait değil. Ancak, devletler ya da büyük şirketler bu doğal kaynağı kontrol etme çabası içine girebiliyor. Hani bazen suyun değeri ne kadar arttı diye düşünürken, suyun bir tür “gizli patron” gibi her yere sızdığını hissediyorsunuz.
Örneğin, bir gün İzmir’de bir arkadaşım, “Su bitti ya, markete gitmem lazım” dediğinde, o an her şeyin altüst olduğunu düşündüm. “Market mi? Bu nasıl bir dil?” diyecek oldum, ama sadece gülümsedim. Çünkü suyu marketten almak, aslında biraz da bize ait olmayan bir şeyi sahiplenmeye çalışmak gibiydi.
Ben: “Yani su marketten alınır mı?”
Arkadaş: “Yok ya, ben de şaka yapıyordum.”
Su kaynakları her ne kadar devletler ya da büyük şirketler tarafından kontrol edilmeye çalışılsa da, doğal olarak su hepimizin. Suya sahip çıkmalıyız, ama bunu da doğru şekilde yapmalıyız. Kendi payımıza düşeni almak için ise bazen sadece basit bir tavır yeterli olabilir.
Kapanış: Su Kaynakları Herkese Aittir
Sonuç olarak, su kaynakları kime aittir? Tüm bu anlattıklarımın ardından gelinen nokta şu: Su aslında doğanın bize verdiği bir hediye. Su, kimseye ait değil. O yüzden ona hep birlikte sahip çıkmalıyız. Gerçekten, suyun kıymetini bilmek, sadece “Bunu ben içtim!” demekten çok daha önemli.
Bu yazıyı yazarken düşündüm de: Belki de bir gün, birilerine “Su kaynakları kime aittir?” diye sorduğumda, insanlar “Herkese ait” diye cevap verir. İşte o zaman gerçek anlamda suyu sahiplenmiş oluruz.
Hadi bakalım, bir bardak daha su içelim de, bu dünyada suyun değerini anlayalım!