Çocuk Şiirleri Kimin Eseri?
Yaşadığımız dünya, bazen çok karmaşık, bazen de çok basit olabiliyor. Her şeyin üstüne fazla düşünmek, gereksiz yere takılmak aslında biraz benim huyum oldu. Öyle ki, bazen arkadaşlarım bana “Abi, bir şey soracağım, ama sen düşünürsün, ona göre sorayım,” diyorlar. Tamam, kabul ediyorum, bazen biraz fazla derin düşünmeme sebep olan şeyler olabiliyor. Ama şu da var ki, hayatın asıl güzelliği de bazen basit şeylerde saklı. Mesela çocuk şiirleri… Evet, bazen komik bir şekilde, bazen de ciddiyetle çocuk şiirleri kimin eseri diye düşünürken buldum kendimi. Ve dedim ki, bu konuda bir şeyler yazmalıyım.
Çocuk şiirleri kimin eseri? Başlı başına bir soru değil mi? Hayat bu kadar basit olmalı. Ama bir de bakıyorsun, çocuk şiirleri deyince aklına hemen Cemal Süreya veya Yahya Kemal Beyatlı gibi şairler geliveriyor. Hadi ya! O kadar çocuk şiiri yazmışlar mı ki? Yani, bu kadar önemli bir konuyu bile düşünmeden geçemeyecek kadar kurcalıyorum her şeyi.
Çocuk Şiirleri Nedir, Ne Değildir?
Çocuk şiirleri, aslında sırf çocuklara yönelik yazılmış şiirler değil. Genellikle çocukların dünyasında yer alan basit kelimelerle yazılır, ama bir yandan da büyüklerin bile okurken bir şeyler bulabileceği derinlikte olabilir. Çocuk şiirleri kimin eseri? Bu sorunun cevabını tam bulmak zor. Çünkü bazen bir şiir, bir çocuğun iç dünyasını anlamak için değil, aslında büyüklere anlatılmak için yazılmış olabilir.
Bir gün İzmir’in o güzel kıyısında yürürken, minik bir çocuk annesinin elinden tutarak şarkı söylemeye başladı. Ne şarkısı olduğunu anlamadım, ama aklımda tek bir şey kaldı: Çocuklar basit ama derin şeyleri daha kolay hissedebiliyor. O anda, o çocuğun söylediği basit şarkı aslında bir şiir gibiydi.
Çocuk şiirleri denince akla gelen ilk isimlerden biri, Türk edebiyatının usta şairi Cahit Sıtkı Tarancı’dır. Çocukların ruhuna hitap edebilmiş, onlara eğlenceli bir dünya yaratabilmiş nadir şairlerden biridir. Şiirlerinde bir çocuğun masumiyetini ve o saf dünyasını çok güzel bir şekilde aktarır. Onun şiirlerini okurken, “Yahu, çocukken ben de böyle düşünür müydüm?” diye içimden geçirmiyor değilim. Ama bir yandan da “Benim bu şiirleri okuyarak bir şey anlamamın imkânı yok” diyerek komik bir şekilde kendi kendime gülüyorum.
Çocuk Şiirleri: Bir Eğlence Mi, Bir Eğitim Mi?
Çocuk şiirlerinin en önemli özelliklerinden biri de eğlenceli olmalarıdır. Ancak eğlenceyi, eğitici bir hale getirmek hiç de kolay değildir. “Eğlenceli çocuk şiiri yazmak” diye bir şey var mı? Hayatımda birçok kişi “Hadi sen de bir şiir yaz” dedi ama yazdığım şey ya da yazmayı düşündüğüm şeyler tamamen felaketti. “Küçük bir kuzu, büyük bir çimen, kimdi en yakışıklı?” gibi saçma şeyler aklıma geliyordu. Fakat bu şiirlerin içinde yer alan mesajlar, eğitici bir yön taşır. Çocukların küçük yaştan itibaren şiirle tanışması, onların hayal gücünü ve dil gelişimlerini olumlu yönde etkiler. Bu durum benim de zihnimde biraz çelişkili bir hal alıyor: “Ben bir çocuk şiiri yazsam, büyükler anlamaz ki!” diye düşünmeden edemiyorum.
Zaten çocuk şiirleri yazmaya çalışırken aklımdan geçen şeyler de şu türden oluyor:
Ben: “Yavaş ol, çok uzun olmasın, çok fazla karmaşık olmasın, belki biraz hayal gücü kuralım, ama yine de anlaşılır olsun!”
İç Ses: “Evet, çocuklar çok karmaşık şeyleri anlamaz ama, hani sen bir şiir yazıyorsun, her bir satırda 8 tane kelime var. Bu ne anlama geliyor?”
Ben: “Ama şu ‘Yeşil çimenler arasında, rengarenk çiçekler açar’ falan tam çocuk şiiri gibi duruyor. Şiiri tamamlıyorum, değil mi?”
İç Ses: “Bence… Hayır!”
Çocuk Şiirlerinde Yeri Olan Büyük Şairler
Şiir, bir duygu ve düşünce akışını kelimelere dökmekse, çocuk şiirleri de bu akışın en neşeli ve renkli tarafıdır. Cahit Sıtkı Tarancı’nın çocuklar için yazdığı şiirler genellikle onların hayal gücüne hitap eder. Ayrıca Ziya Gökalp ve Yahya Kemal Beyatlı gibi isimler de çocuklara yönelik şiirler kaleme almışlardır. Bu isimlerin, çocuklara hem öğretici hem de eğlenceli şiirler sundukları bilinir.
Ziya Gökalp mesela, “Çocuklar için şiirler yazmak, bir nevi halkı anlamak demektir” derdi. Çocuk şiirlerinde yetişkinlerin gizli dünyasına da bir yolculuk yaparsınız. O kadar eğlenceli, o kadar masum şeyler yazılır ki, bir yandan da yetişkinlerin sıkıcı gerçekleri bir kenara bırakıp çocukluğa dönmesi sağlanır. Bu da o dönemin şairlerinin esas amacıdır aslında.
Çocuk Şiirlerine Hakim Olan Ritim ve Duygu
İçindeki ritim, kelimelerin dansı ve melodisiyle çocuk şiirleri, küçük bir çocuğun eğlenmesini sağlarken, aynı zamanda onu düşünmeye de sevk eder. “Şiir dediğin ne olmalı?” sorusuna verdiğim cevabı hala netleştiremedim, ama çocuk şiirlerinin içindeki o basit ama derin melodiyi yakalayabilmek, her şairin harcı değildir. Zaten bu yazıyı yazarken, aklıma gelen her şey tam olarak bunun etrafında döndü. Çocuk şiirleri kimin eseri? Zamanın derinliğine bakarak, bir şairin duygusunu ne kadar yakalayabiliyoruz?
Aslında bu soruya tek bir cevabım var: “Herkesin eseri!” Evet, herkes. Çünkü çocuk şiirleri bazen küçük bir anın, bazen bir masumiyetin, bazen de insanın içindeki neşeyi keşfetmenin eseridir. Kim demiş “Çocuk şiirleri sadece büyük şairlere ait?” diye. Belki de herkes kendi dünyasında bir çocuk şiiri yazabilir, basit ama neşeli.
Sonuç Olarak
Çocuk şiirleri, sadece şiir değil, aynı zamanda bir eğlencedir. Bazen bir çocuğun dünyasında kayboluruz, bazen bir şairin iç dünyasında. Ve bu dünyalar, her zaman birleştirici bir özellik taşır. Bu yüzden çocuk şiirleri kimin eseri diye sormak yerine, belki de şu soruyu sormak daha doğru olur: “Her birimiz kendi çocuk şiirimizi yazabilir miyiz?”